Home / Makaleler / Üniversitede Müslüman Olmak

Üniversitede Müslüman Olmak

Üniversite denildiğinde yıllarca zihinlerimizde ideolojik savaş kamplarına, toplumsal statü basamaklarına, egemen sistemin nesilleri tektipleştirme çiftliklerine çağrışım yaptı… Kimileri için ise gelecek güvencesi, ekmek teknesi, ikbal ve istikbal arayışı olarak algılandı…

Üniversiteler imaj, prestij, karizma, kariyer ve konforlu bir yaşamın kapısı olarak algılandığı için yer yer fetişleştirildi…

Bunun sonucudur ki, ilkokuldan itibaren başlayan amansız ve acımasız bir yarışa dönüştü… Milyonların katılımda bulunduğu bu maraton, yaşamın en büyük gayesi oluverdi…

Tek derdi, test kitapçığı olan nesiller oluştu…

Her ideolojik ve politik yapı dikkatini bu alana çevirmiştir…

Tabii ki, tüm olumsuzluklarına ve zorluklarına rağmen üniversite sınav alanlarımızdan bir alandır…

İslami mücadelemizin üniversite ayağı yoksa hareketimiz güdük ve sönük kalır…

Bu alanın amaç değil araç olduğu bilinci ile oralarda var olmanın mücadelesini verebilmeliyiz…

Toplumsal değişimin ana dinamiği olan üniversitelerde örgütlenmeyen yapıların yarını yoktur…

Üniversitelerde risk analizi yapacağız ama risk alacağız… Yeni süreçte üniversite ortamlarındaki zafiyet ve acziyetlerimizi görebilmeliyiz…

Üniversitelerde İslami kimliğimizi daha fazla nasıl görünür kılabiliriz?

İslami şahitliğimizi daha güçlü nasıl sürdürebiliriz?

Örgütlülüğümüzü nasıl etkinleştirebiliriz?

İçinde bulunduğumuz koşulların olumsuzluklarından yakınmak yerine, yapılması gerekenleri öncelememiz gerekiyor…

En iyi imkân eldeki imkandır… Geçmişimizle kıyasladığımızda hiçbir dönemde üniversite ortamlarında bu kadar fırsatımız olmamıştı… Gel gör ki, imkanlara rağmen ihmallerden kurtulamıyoruz…

Atılım ve açılım imkanlarına rağmen atıllaşıyorsak suçu başkasına atma hakkımız yoktur…

Öncelikle üniversitelerde kırmızı çizgilerimizi netleştirmeliyiz… Anın fıkhının idrakinde olmalıyız…

Mezuniyetten önce mesuliyetimiz ve meşruiyetimizin önemli olduğunu unutmamalıyız…

Öncelikli derdimiz diploma değil, davamız ve değerlerimizdir… Aksi takdirde üniversitelerin yozlaşma zeminlerinde nasıl korunabiliriz?

Çağın en sinsi hastalıkları bireyselleşme, bencilleşme, dünyevileşmeye en müsait ortamlar üniversitelerdir.

Bilgi ve başarının getirdiği büyüklenme ve büyülenme nesilleri sarıyor… Kibir ve kompleksler akademik kariyerin önüne geçiyor…

İşte bu türden olumsuzlukları aşmak, gençlerin yozlaşmasını önlemek için üniversite yapılanmalarımızın güçlenmesi kaçınılmazdır. Alternatif ortamlar sunamadığımız vakit, savrulma hızlanacaktır…

“Okuldan eve, evden okula” mantığıyla bir yere varamayız… Akademik başarı ile kendimizi sınırlayamayız… Çağa tanıklığımızı en zor şartlarda nasıl sürdürebiliriz anlayışında ve arayışında olmalıyız…

Çünkü üniversite yıllarımız, üniversite sonrası yaşamımızın belirleyici ana unsurudur.

Evet, üniversite bir imtiyaz değil, ağır bir imtihan…

Biz üniversiteden ne aldık? Üniversite bizlerden ne aldı? Envantere bir göz atalım…

Girdiğimiz bu kapıdan acaba nasıl çıkacağız?

Şımarmadan, şaşırmadan özgünlüğümüzle mezun olabilecek miyiz?

Malik b. Nebi ne demişti?

“Üniversitede açılan bir mescid, bin camiden hayırlıdır.”

Bakalım biz üniversitede çığır açanlardan mı olacağız yoksa üniversitenin çukurlarına düşenlerden mi olacağız?