Home / Makaleler / Umre Mektebi

Umre Mektebi

ramazan-kayan88

İlkbaharın ışık huzmeleri bedenlerimizi ısıtmaya durduğu bir Mart akşamında bir grup dostla huzur iklimine yolculuk için yollardayız… İstanbul-Cidde, Cidde-Mekke arası takriben 3-4 bin km.lik yolu 3-5 saatte aldık. Gerçekten insanoğlu bir kuş misali dur durak bilmiyordu. Bu hızlı akışın akabinde kendimizi “Ümmü’l-kura/Şehirlerin anası” Mekke’nin kucağında bulduk… Düşünüyorum da en zahmetli bir ibadet bize nasıl da kolaylaştırılmıştı… Rabbim zaafımızı bildiği içindir ki zoru bize kolay kıldı…

Umre yolculuğumuzda bu kolaylığı yaşarken tarihin derinliklerine dalıp gidiyorum. Aynı hedefe yönelik umre niyetiyle Medine’den hareket eden Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabının çektikleri çileyi hatırlıyorum…

Âlemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabına nasip olmayan umreyi Rabbim bize nasip etmişti… Büyük insanların sınavı da mutlaka büyük oluyordu… Onlar Mekke’ye 20 km. kadar yaklaştıkları halde ne şehre girebildiler ne de Kâbe’yi tavaf edebildiler… Özlem ve öfke yüklü yüreklerle Hudeybiye’den öteye geçemediler… Efendimiz (s.a.v.) ashabına karşı çok zor durumda kaldı… Ağacın altında gerçekleşen biattan sonra hüzün ve hasretle o yıl Medine’ye dönmek zorunda kaldılar… İşte zihnimde şekillenen bu karelerin etkisi altında şimdi Mekke’deyiz… Burada bulunmakla bize yüklenen sorumluluk nedir? Bizi bekleyen görev nedir?

Önce umre nedir?

Umre, rutinin dışına çıkmaktır… Günübirlik gündemlerin gürültüsünden sıyrılıp Rabbani gündeme kendini terk etmektir…

Ruhun açlığını gidermek, kalbin boşluğunu doldurmak için, vahiy ikliminde doyasıya soluklanmaktır… Toprağı tutsak alan ruhlar, “Beytü’l-Atik/Özgürlük Evi”nde dinlenir, direnir ve özgürleşir…

Evet, tekleyen ruh dünyamızın iç dinamiklerinin imarı umreyle mümkün…

Umre, gündemi sadece Allah (c.c.) olan günler demektir… Yani Allah’a (c.c.) has kılınmış vakittir… Umre, Allah’lı (c.c.) olmanın, Allah (c.c.) ile olmanın, Allah (c.c.) için olmanın fiili durumudur…

Yalnızlığımızı, iç gurbetimizi, bize “şah damarımızdan daha yakın” olanla paylaşmanın peşindeyiz… O’na yakın durmak en büyük arzu… Ancak “yakîn”imiz bu yakınlığı yakalayacak yeterlilikte mi, onu bilemiyorum…

Evet, esas olan Kâbe’ye yakın olmak değil, yakîn sahibi olabilmektir… Kâbe’nin örtüsüne sığınıp Allah’a (c.c.) uzak düşmek de var…

Biliyoruz ki Allah’a (c.c.) rağmen edinilen tüm yakınlıklar yakıcıdır… Onun içindir ki tüm rağbetimiz, recamız, rücumuz sadece Allah’adır…

Umre, Allah’ı (c.c.) öncelemek ve önemsemektir… Böylece bu dünyada hangi eksende dönmemiz gerektiğini idrak ve ilan ediyoruz… Kısır döngülerden, fasit dairelerden, tüm dönekliklerden, her türlü dümen ve dolaptan kurtulup Allah (c.c.) merkezli bir hayata kanat açmaktır…

Umre, kendimizi bakıma almaktır… Hayatı rıza ve rıdvan ekseninde rayına oturtmaktır… Yaşama ilahi direktifler çerçevesinde ayar vermektir…

Vahiy ikliminde hayatı resetlemektir…

Deruni bir restorasyon, aşkın bir revizyondur… İç âlemimizde nükseden arıza, açmaz, maraz, illet, ifrat ve ifrazatı atma, arınma ve ayrışma hamlesidir…

Bu bakımdan umre, insanı inşa ve imar eder… Hayatı mamur kılmada umrenin katkısını kimse inkâr edemez…

Bilenler ve umre bilincini kuşananlar için umre, kullukta yenilenme ve bilenme zeminidir…

Ancak söz konusu ettiğimiz umre Mekke’de başlamakla beraber Mekke’de bitmediğini de bilmek gerekir… Tüm ömrü umreleştirmedikçe sadece sayılı birkaç günlük umrenin tatlı hatıraları ile yetinmiş oluruz… Umrenin umre olması, umre sonrası hayatın akışından ancak anlaşılır…

Belirleyici olan temel soru şudur: Bu umre hayatıma ne kattı?

Umre sonrası hayata bıraktığımız yerden devam mı ediyoruz, yoksa her şeye yeniden bir çekidüzen verip, hayatı dizayn mı ediyoruz?

Bu anlamda umre bizi kuruyor, koruyor, kuşatıyor…

Umre, umursamazlıktan, uyumsuzluktan, uyuşukluktan ve umutsuzluktan yeni bir yaşama uyanma seansıdır…

Umre ile uyarlıyor ve uyanıyoruz…

Umre hayatı Kâbe’ye sabitlenme eylemidir… Kıble kaymasına, kimlik kaybına, kişilik kırılmasına karşı umreyle korunuyoruz…

Evet, amaç umreyle donanım, doyum ve dolumu gerçekleştirmektir…

Dünyanın baş döndürücü koşuşturmalarından sıyrılıp sığındığımız bu vahiy ikliminde yeni açılımlara kapı aralamaktır…

Kendini taşıyanlar için umre umuttur… Deruni, lahuti bir ufuktur…

Şayet umrenin de içini boşaltır, adetleştirir isek, inanç turizminin tatil sektörüne bir tüketici adayı olarak girmiş oluruz… Bunun için unutmayalım ki mebrur bir umrenin şartı mebrur bir hayattır…

Hayat mebrur değilse mendebur olma riski altındadır…

Evet, mebrur bir hayat, muteber bir kişilik için umre bir fırsattır…

Yine umre muhtaç olduğumuz arınma ve olgunlaşma yolunda ciddi bir mekteptir… Ruhi bir disiplin, kalp merkezli bir eğitim için umreyi bir daha değerlendirmemiz gerekir…

Belki umreyi çok arzulayan, ancak gidemeyenler için bir umre fonu düşünülebilir. Yani karz-ı haseni işlevsel hale getirmek için hemen harekete geçmemiz icap ediyor.

Özgün Duruş