Home / Makaleler / Tarafsızlık Tarifsizliktir

Tarafsızlık Tarifsizliktir

Her insanın doğasında taraf olma özelliği vardır… İnsan fıtratı bunu içeriyor… Yine insan vicdanı da insanı bir tercihe zorluyor…

Dahası iman etmek taraf olmaktır… Düşünmek taraf olmaktır…

Dolayısıyla derdi, davası, düşüncesi olanın tarafı da olur…

Aslında insandan beklenen, insana yakışan tarafsız olmak değil, Hakka taraf olmaktır… Haklının yanında durmaktır…

Mutlak bir tarafsızlık mümkün değildir… Tarafsızlık da son tahlilde bir taraftır…

İnsan, yaşamının her anında taraf olmasına rağmen tarafsızlığa inandırılır…

Egemen güçlerin zihinler üzerindeki blokajı, algı operasyonları ile nesneleştirilen nesiller “tarafsızlık” adına sıradanlaştırılır ve sürüleştirilir…

Acaba, bizden ısrarla tarafsız davranmamızı isteyenler, kendileri ne kadar tarafsız?

Tarafsıza oynadığı halde kötülerle iş tutan kaypakları görmek durumundayız…

Azıcık ahlaki kaygısı olanın tarafı da olacaktır…

“Tarafsızım, ayrım yapmam” yaklaşımı nice yanlışların, yalanların, yozlaşmaların kapısını açıyor, ömrünü uzatıyor…

Tavır almayan, tutum takınmayan bu pasif tercih insanın duruşunu bozuyor… Önce sessizlik, sonrası sorumsuzluk olarak beliriyor…

Gözümüzün önünde bir suç işlenirken, “tarafsız” kalmak o suçu işleyenin tarafını tutmak demektir…

Kurt kuzuyu yerken tarafsız kalmak, kurdu tutmak anlamına gelir…

Boşuna dememişler: Zulmün karşısında tarafsız kalmak namussuzluktur…

Efendimiz (sav) buyurmuyor mu?

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Nemrut’un ateşine yürüyen karınca tarafını belli etme derdindeydi…

Bu anlamda tarafsızlık meziyet değil zillettir…

Korkaklığı, sinmişliği “tarafsızlığa” sığınarak savunamayız…

Tarafsızlık şimdilerde ne anlama geliyor?

Kayıtsız, kararsız, çekimser, tepkisiz ve zamanla omurgasızlığa neden oluyor… Bu kabul edilebilir bir durum mu? Hayır!

İnsan ot değil… Odun değil… Onur taşıyor…

Rengini belli edecek… Renksizleşmeyecek… Arazinin rengine uymayacak… Flulaşmayacak… İnsan duruşu ve çizgisiyle insandır…

“Gelene ağam, gidene paşam” demeyecek… Nabza göre şerbet vermekten vazgeçecek…

Çünkü, tarafsızlık “ görmezden gelmektir”, üç maymunları oynamaktır…

Ya da Nasreddin Hoca misali herkese “sen de haklısın” modunda vaziyeti kurtarmaktır…

Kimileri bize şu anlayışı pazarlıyor: Tarafsızlık en doğru taraftır… Ve şu tercih gittikçe yaygınlaşıyor: Taraflı “tarafsızlık”…

Bize netleşmek düşüyor. Biz tarafız… Ancak bizim taraflılığımız adalet, ahlâk, hakkaniyet, insaniyet, erdem içeriyor…

Tuttuğumuz tarafın esiri değiliz…

Taraf tutma; kayırma, torpil yapma, iltimas geçme anlamına gelmeyecek… Taraf olma ile taassubu ayrıştırabilmeliyiz…

Bizim geçmişten gelen hastalığımız “taraf” olurken, “tarafgirlik” bağnazlığına kapılmamızdır… Asabiyetlere yenik düşmemizdir…

Taraf olmak, holiganlaşmaya, fanatizme fırsat vermemeli…

Maalesef bu konuda iyi bir sınav veremedik…

Dürüstlük neyi gerektiriyorsa ona dönmeliyiz…

Bitaraf olanlar bertaraf olduğu gibi, taraf olanlar da ciddi bedeller ödemek zorunda olanlardır…

Taraflar belirginleşmez, saflar netleşmezse piyasa takiyyeci ve tevilcilerden geçilmez olur… Nifak prim yapmaya başlar…

Tarafsızlık, tarifsizliktir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.