Home / Manşet / Şuara Suresi 176-209

Şuara Suresi 176-209

176. Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.

177. Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?”

178. “Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

179. “Gelin, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

180. “Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir.”

181. “Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.”

182. “Ve doğru terazi ile tartın.”

183. “Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

184. “O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah’tan korkun.”

185. Onlar şöyle dediler: “Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin.”

186. “Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.”

187. “Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver.”

188. Şuayb, “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.

189. Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!

190. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

191. Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

192. Ve muhakkak ki bu (Kur’ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.

193. (Resulüm!) Onu Rûhu’l-emin (Cebrail) indirdi;

194. Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

195. Açık parlak bir Arapça lisan ile.

196. O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.

197. İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?

198-199. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

200-201. Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

202. İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.

203. O zaman “Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?…diyeceklerdir.

204. (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.

205. Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,

206. Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,

207. O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.

208. Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.

209. (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.