Home / Manşet / Şuara Suresi 105-140

Şuara Suresi 105-140

105. Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

106. Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?”

107. “Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

108. “Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

109. “Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir.”

110. “Gelin, artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

111. “Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?”

112. Nuh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.”

113. “Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!”

114. “Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim.”

115. “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

116. Dediler ki: “Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!”

117. Nuh: “Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti.”

118. “Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.”

119. Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.

120. Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

121. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.

122. Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

123. Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

124. Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?”

125. “Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim.”

126. “Gelin artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

127. “Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. “

128. “Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?”

129. “Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?”

130. “Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.”

131. “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

132. “O Allah’tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,”

133. “Davarlar, oğullar,”

134. “Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir.”

135. “Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.”

136. “Dediler ki: “Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir.”

137. “Bu sırf eskilerin âdetidir.”

138. “Biz azaba uğratılacak da değiliz.”

139. Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

140. Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.