Home / Makaleler / Sevgi Sınavı

Sevgi Sınavı

ramazan-kayan88

İnsanoğlunun ilk gününden bu güne kadar her gün tekrarlanan beş harften oluşan”sevgi” kelimesinin sırrı nedir acaba? Sevgi bu gücünü nereden alıyor? Karşı konulamaz çekim gücünü neye borçlu?

Zamanın yok edemediği en fıtri duygu… Sevmek sadece insana has bir haslettir… Ancak sevginin hakkını vermek her insanın harcı değildir… Aslında sevgi bir iddiadır, her iddia gibi, bu iddia da ispat ister…

Sevgi insanoğlunun en asil ve en aziz erdemlerinden biri olduğu gibi aynı zamanda onun en sarsıcı ve en muhataralı sınav alanlarından da biridir… Hatta sahih bir kulluğun en sağlam boyutu sınırlarını Allah’ın belirlediği bir sevgidir…

“İnsanlardan kimi de vardır ki, Allah’tan başkalarını O’na denk tutar (eş koşar) onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah’a olan sevgisi daha kuvvetlidir… (Bakara-165)

Bu ayet-i kerime muhabbetin uluhiyet ve ubudiyet boyutuna vurgu yapmaktadır…

Anlaşılan o ki; her ne olursa olsun Allah gibi sevmek şirktir…

Allah için sevmek sevaptır…

İnsanlık tarihi boyunca birçok şirkin, sapkınlığın menşeinin sevgi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…

Allah’a rağmen bir sevgi, hüsran ve hicrandan gayrı nedir ki?

Allah’ı sevme seviyesinde seyreden sevgilerin kim için olursa olsun mahza şirk olduğunda kuşku yok… Velev ki bu bir peygamber bile olsa… Değil mi ki; Hıristiyanların Hz. İsa'(a.s.)a olan sevgileri onları nasıl bir şirke sürükledi? Nice kahraman, ahbar, ruhban, meşayih, ekabir, şah, sultan, kral, lider, üstad, dilber, meşhur, sanatçı, eser, eşya, meta, sistem, ideoloji, kurum, kuruluş, parti, devlet, otorite, yapı, kavim, kabile, ırk, ülke, ulus, asalet, aşiret, mezhep, meslek, meşrep, karyer, süreç içersinde sevgi putunun öznesi olmadılar mı?

Sevgiyi var eden Allah sevgiye bir sınır getiriyor… Kimse kimseyi Allah gibi sevmeyecek… “Sevgi de, buğz da Allah için olacak…”

Sınırsız sevgi tutsaklıktır… Köleliktir…

Sevgiyi yanlış adreslere yönlendirirseniz yanılırsınız, yazık olur…

Sevginin kaynağı yüce Allah’tır…

Vedud olan Allah bu güzel ve güçlü duyguyu insana bir nimet olarak bahşetmiştir…

Ta ki bu sayede sevebilsin ve sevilebilsin… Her şeye bir ölçü belirleyen Rabbani disiplinde sevgi konusunda da başıboşluğa yer yoktur…

Sevginin süflileşmesine İslam izin vermiyor, ulvi sevgilere bizi yönlendiriyor…

Sevgi üzerinden gelen sefalete, sefahete, şehvete ve şirrete “dur” demek durumundayız…

Bugün Modernizm üzerinden gelen sevgi sömürüsü, Kapitalist sistemlerin besleyici en güçlü damarı…

Sevgi istismarı o kadar güçlü ki birçok isyanın, haramın, kirliliğin, pisliğin, pespayeliğin pazarlanması sevgi üzerinden estetize ediliyor…

Çıkara, şehvete, hazlara, kodlanmış sevgiler değer, doğru, ahlak, iffet tanımıyor…            Sevgi, karargahı olan kalbi terk etti, ayağa düştü…

Ruhun elçisi olan sevgi gitti, hevanın habercisi olan sevgi türedi…

Sanki sevgi, şom ağızlarda çiğnenen bir sakız misali… Ya da kullanılıp sonra da çöpe atılacak bir mendil gibi…

Gönülden demlenip gelen değil, günübirlik sevgiler… Bir nevi “fast food” sevgiler…

Maskeli simalar, makyajlı yüzlerin sunacağı sevgilerin sadra şifa olmasını umabilir miyiz? Ruha ilaç olmasını bekleyebilir miyiz?

Belki de sevgi üzerinden gelen bir suikastla karşı karşıyayız…

Bu gün sevgi medeniyetinin çocukları sevgi savrulmasına maruz kaldılar… Sevgi yetmezliği en ciddi maraz… Sevgisizliktir ruhumuzu daraltan… Mat, ham, çiğ, sığ, çorak, kurak, bencil, bireyci hayatların bir sebebi de sevgi yoksunluğu değil midir?

Şayet Allah bizden sevebilme duygusunu almışsa bundan daha büyük bir musibet olabilir mi? Kaldı ki birbirimizi sevmedikçe iman etmiş bile sayılmıyoruz.

Bize “ama”sız sevgi lazım…

Yani pazarlıksız, garazsız, ivazsız…

Her şeyden önce sevgi dürüstlük ister…

Sevgi (4S) ile desteklenmedikçe sahici ve kalıcı değildir.

Sadakat… Samimiyet… Sorumluluk… Sabır…

Sevgi kıyımı karşısında mutlaka yüreklerde bir sevgi devrimi yapmak durumundayız… Yoksa sevgisizlikten, sahipsizlikten ölenlerin vebalinden kurtulamayız…

Sevgi silahını kuşanmak zorundayız aksi taktirde kinleri, nefretleri, haset ve husumetleri nasıl savabiliriz?

Ama öncelikle tüm sevgilerin başına Allah sevgisini koymak kaydıyla… Allah’ı sevmek de yetmez…

O’nu sevdirmek lazım…