Home / Makaleler / Özgürlüğün Öfkesi

Özgürlüğün Öfkesi

ramazan-kayan88

Mazlum ve masum halklar, makus talihlerini değiştirmek için şimdi tarih yazıyorlar…

Yıllar yılı mazlumiyeti kader diyerek içselleştiren kitleler, şimdi ortaya koydukları kararlılık ile zalimlerin başına Allah’ın kaderi olarak musallat oluyorlar…

Korkularını kader bilen kuşakların kader algısı değişti…

Korkularını kefenleyen kitlelerin kıyamına kim “dur” diyebilir?

Korku krallıkları çatırdıyor tek tek…

Korku hafakanları yaşayan halklar, şimdi direniş türkülerini söylüyor…

Mazlumiyetin direnişe nasıl dönüşebileceğini gösteriyorlar…

Bu asil direniş karşısında, bu defa çağın en zorba diktatörlerinin korku dolu hezeyanlarına tanıklık ediyoruz…

Korku yer ve yön değiştirdi… Devran tersine döndü… Allah günleri ve gönülleri döndürüp duruyor… Mazlumların kalbindeki marazi korkuları aldı, zalimlerin kalbine saldı…

Bir asırdır köleleştirilen bu kitlelerin ortaya koydukları bu kahramanlığı başka türlü nasıl izah edebiliriz?

Korkularını yenen mazlumların kahrından, kahrolası rejimlerin kurtuluşu yok… Mazlumların “ah”ının nasıl tuttuğunu gördük… Bu ah Kahire’yi, Trablus’u, Tunus’u tuttu… Amman’a, San’a’ya, Mağrib’e, Riyad’a, Şam’a, Bahreyn’e dayandı…

Evet, korku duvarı aşıldıktan sonra bu kalkışmayı kimse durduramaz…

“Allah kuluna yetmez mi? Onlar birde kalkıp seni, Allah’tan başka varlıklarla korkutmaya çalışıyorlar…” (Zümer 36)

“Allahu Ekber” diyerek alana inen milyonları hangi komplo ya da korkularla sindirebilirsininiz?

Artık insanlık şunu anladı; yeryüzünde barışı gerçekleştirmenin yolu, ölümle barışık olmaktan geçiyor…

Ölümü göze almadan özgürleşemezsiniz… Ne direnebilir ne de dirilebilirsiniz!

Ölü gibi yaşayarak da özgürleşemezsiniz… Şimdi; Baas rejimlerinin baskısı altında ölü toprağı serpilmiş kitlelerin ba’sü ba’del-mevtine tanıklık ediyoruz…

Direnişin şifresi bellidir: Ya özgür bir yaşam ya da onurlu bir ölüm…

Bu insanlar ateş topuna dönen bir dünyada ateşten bir gömlek giymeye razı oldular… Özgürlüğün yakıcı ateşini yüreklerinde taşıyorlar… Zillet gömleğini yırtıp attılar…

Onuru incinmiş ümmetin, özgürlüğü kısıtlanmış kitlelerin, inancı horlanmış nesillerin haykırışını kimse engelleyemez…

Halklar zulmetten aydınlığa, zilletten izzete, zulümden adalete yol arıyorlar… Hem de alimlerinin sessizliğine, aydınlarının sorumsuzluğuna, liderlerinin tedbir ve takiyyelerine rağmen…

Olan şudur: Vicdanın ayaklanmasıdır…

Fıtratın feryadıdır…

Kullara kulluğu kaldıramayan kitleleri kararlılığıdır…

Kaldı ki; bu kitleler öndersiz, örgütsüz ve ideolojisiz oldukları halde… Ancak gel gör ki; özgürlük, onur ve adalet istemi ile nelere kadir olduklarını dünyaya gösterdiler…

Oligarşiler, monarşiler, dikta rejimleri tek tek çatırdarken dünya şaşkın ve suskun…

Tünelin ucunda ışık göründü… Şu an kaos, karmaşa, kâbus sürse de sonrası sabahtır…

“Sabah yakın değil mi?”

Belirsizlik var ama umutsuzluk yok…

Ashab-ı Uhdud’ların yerden fışkıran gökten yağan ateşlerine rağmen yürüyorlar…

Hem de en sivil, en sosyal, en medeni, en kararlı bir yürüyüşle…

Sosyal kuramlar, komplo teorileri, siyasal çözümlemeler alt üst…

Gerçi onların derdi, akan kan ve katliam değil, petrol fiyatları ve İsrail’in güvenliği… Ama artık çöken sadece köhne Arap rejimleri değil…

Tüm beşeri sistemler, ideolojiler, bloklar, paktlar, doktrinler sarsıntı geçiriyor…

Yaşlı dünyamız yorgun, yılgın, yalnız… Yeni bir soluk arayışında…

İsrafil’in Sur’undan önce yeni bir sese muhtaç…

Kan gölüne, ateş topuna dönen dünya kalbini, vicdanını, fıtratını arıyor…

14 asır önce Hz. Muhammed’in doğumu ile birlikte ateşgedelerin ateşi sönmüştü… Kisra’nın sarayının burçları çatırdamıştı… Save gölü kurumuştu…

Yaşananlar sanki dünyada yeni bir Muhammedi doğuşu müjdeliyor…

Olup-biten bir korku filmi değil…

Dünya şaşırıyor, tartışıyor…

Tarihin sonu mu? Yoksa rövanşı mı? Dönüşü mü?

Fakat net olan bir şey var: Zalimler için sonun başlangıcı başladı…

Ancak kimileri olanları yorumlayabilmek için Kurtlar Vadisi’nin bir sonraki senaryosunu beklemeyi yeğliyorlar…

Hülasa; bu öfke, bu öç dinmeyecek… Ta ki özgürlük ve onur dönünceye kadar…

Yaşananlar iki sonuçtan biridir:

Ya İslam Dünyasının kıyamı ya da kıyameti…

Sonuçta gündem de olan yine İslam’dır…

Özgün Duruş