Home / Makaleler / Özgün Eğitim

Özgün Eğitim

ramazan-kayan88

Siyasi ve sosyal gündemin yoğunluk ve yorgunluğundan bir nebze uzaklaşıp enfusi bir yolculuğa ne dersiniz ? Bir iç muhasebesi yapmanın vakti değil midir?

Biliyoruz ki, muhasebesi olmayanın mücahedesi ve mücadelesi de sağlıklı olmuyor…

Özellikle, bir iç maraz olan hasede neşter atıp akabinde diri ve duru bir duruşla dışa dönük değerlendirmeler yapmak daha isabetli olmaz mı?

Evet, iç dünyasını imar etmeyen dış dünyayı nasıl mamur kılabilir ki?

İçten içe yıkıcı, yakıcı, yok edici, dışta da yozlaştırıcı, yalnızlaştırıcı haset illetini yenmedikçe iddialarımızı sürdürebilmek ve güçlü bir irade beyan edebilmek oldukça zor…

Günümüzü ve geleceğimizi, yapılarımızı ve yürüyüşümüzü tehdit eden marazi hallerin gerisinde gizli hasetler saklıdır…Adeta bir çok kötülüğün ana rahmidir, haset…

Kardeşliğimizi kundaklayan kıskançlıklardır…

Haset, vahdete giden yollara döşenmiş dinamitlerdir…

Nice ihtilafların, ihtirasların, iftiraların arkasında örtülü hasetlerin olduğunu biliyoruz…

Ümmetin hüsranı; haset ve husumettendir…Halası ise uhuvvet ve vahdetten geçiyor…

Aslında haset sadece bugünün sorunu değil insanlığın kadim ve kalıcı problemidir…

İlk isyanın, ilk günahın sebebi neydi? İblis Adem’e niçin secde etmedi?

Allah’a itirazın nedeni belli…Ateşten yaratılan iblis, Allah’ın Adem’e biçtiği konumu kıskandı…Secde etmekten kaçındı…ilk haset eden şeytandır…

Kabil’in Habil ile kavgası niçindir? Kıskançlık değil miydi?

Senin kurbanın kabul olurda, benim ki neden olmaz ? Takvayı ıskalayan Kabil’in kıskançlıktan gözünü kan bürüdü ve ilk cinayetin faili oldu…

Issız Mekke ve vadisinde yalnız bir kadın ve yalnız bir çocuğun ne işi vardı ? Biraz da bunda Sare’nin kıskançlığının payı yok muydu ?

Yusuf’un maruz kaldığı zulüm… Yusuf’a reva görülen kötülüğü, kardeş kıskançlığı dışında nasıl izah edebiliriz ?

Yusuf gibi bir masum, muhteris kardeşlerin kurbanıydı…

İsrailoğulları, İsmailoğulları’na gelen son peygamberi neden kabullenemediler ? Kıskançlıklarından kudurdular… Onlara peygamberliği yakıştırmadılar…

Kur’an’ın sunduğu bu karelerden de anlıyoruz ki ; haset, Allah’ın takdirine, taksimine,tanzimine razı olmamak ,ona başkaldırmaktır…

İlahi icraati sorgulama küstahlığıdır… Bir defa kıskançlık hafakanları ve hezeyanları başlamaya görsün, insan saldırganlaşır ve tüm saygınlığını yitiriverir…

Artık o duacı değil bedduacıdır…

İçinde ki ifritleri kontrol edemez,İblisce işlerden vazgeçemez…

Narsizm ve egoizm patolojik bir vakaya dönüşür… Bencillik hissi, kibir duygusu, görünme arzusu, alkışlanma beklentisi nefsi bürüyünce insan kontrolden çıkıverir… İstikbar ve istiğnanın kurbanı olur…

Toplumsal çözülmenin ve çürümenin bir nedeni de, çekememezlik değil midir? Sosyal ifsadın üretim üssü, kuşkusuz kıskançlık ve kindarlıklardır…

Günümüz insanı niçin doyumsuz, duyarsız, uyumsuz ve huzursuz ? Niçin yalnız yorgun ve yoz?

Hasetlerle ruhu baskıladı… Kalp kirlendi… Ve insan gerildi… İnsanın dengesi bozuldu… Artık hayata negatif bakan bir nesil var…

Toplumsal fesatların, siyasi entrikaların, cemaat açmazlarının, aile facialarının temelinde çoğu zaman hasetten kaynaklanan virüslerin olduğunu görüyoruz…

Haset bir iç zehirlenmesidir… Ve de kirli ve kinli bir yoldur… Bir çok hasenatı ve hayrı yok eden ateştir… Çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte, içten içe cayır cayır kendisi de yanmaya başlar…

Hasetçinin hasedi kendisine döner, ayağına dolanır…

“ Haset edici kadar mazluma benzeyen bir zalim görmedim” tespiti de bana çok anlamlı geldi…

Evet, bir kişilik bozukluğu olan haset, zamanla bir çok bozgunculuğun başlangıcı olmaya başlar…

Tekrar başa dönecek olursak, hasedin önü alınmazsa sonuç husumet ve adavettir…

Hasedin ilacı; tevekkül ve takvadır…

Hasedi kanaat ile de kontrol altında tutabiliriz…

Ne güzel denilmiş:

“ Mümin gıpta eder, münafık ise haset.”

Mİlat Gazetesi