Home / Makaleler / Önce Annelik

Önce Annelik

Sanıyorum hatırlayanlarınız olacaktır… Bundan yedi veya sekiz yıl önce İstanbul’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde okuyan Büşra isimli bir kız öğrenciden bahsetmiştim… Umreye gidebilmek için biriktirdiği harçlığını daha sonra karar değiştirip Suriyeli mazlum kardeşlerine infak eden o temiz yüreği bilmem hatırladınız mı?

Duygularını bizimle şöyle paylaşmıştı:

‘’Suriyeli kardeşlerim acı ve çile içinde kıvranırken ben Kâbe’ye bu şekilde gidemezdim.

Ben nefsimi temize çıkarmak için umreye gidemezdim, hocam…

Şimdi kabul olmayı bekleyen bir Suriye umrem var, hocam… ‘’

Evet, Büşra o gün umreyi ertelemişti ama kardeşliği ertelememişti… Bireysel ibadetin huzuru yerine yaralı yüreklerin ıstırabını giderebilmek için çırpınmıştı…

O gün Büşra’nın vicdanı konuşmuştu, bize insanlık dersi vermişti…

Bu kızımız fakülteyi başarıyla bitirdi… Evlendi… Anadolu’nun bir ilinde doktor olarak göreve başladı… Bayram vesilesiyle görüştüğümüzde doktorluğu bıraktığını, ev hanımı olarak iki çocuğunu yetiştirmeye çalıştığını söyledi…

Böyle bir kararı verirken zorlanıp zorlanmadığını sordum…

Bu sorum üzerine ‘’Doktor Büşra’’nın, ‘’Anne Büşra’’ olma kararındaki duygularını ve kararlılığını dinledim…

Dün vicdanı konuşan Büşra, bugün de fıtratını konuşturuyordu.

Şimdi sizleri anneliği doktorluğa önceleyen Büşra Hanımın satırlarıyla baş başa bırakıyorum:

‘’ Hep niyetimdeydi…

– Eğer bir gün anne olursam çocuklarımı kendim büyütmek isterim, derdim…

Hamdolsun nasip oldu, iki çocuğumu kendim büyütüyorum… Öncesinde doktor olarak çalışıyordum… Bu kararı vermem benim için çok zor olmasa da çevrenin yaklaşımları, verdikleri tepkiler insanı yoruyor zaman zaman… En çok duyduğum cümle:

-Boşuna mı okudun altı yıl?

Hiçbir zaman boşuna okuduğumu düşünmedim, öğrencilik yıllarım ömrümün belki de en kıymetli zamanları… İstanbul gibi bir şehirde okumak, çok güzel dostluklar edinmek, güzel ortamlar da bulunup kıymetli hocaların derslerine katılmak, vakıf kültürünü öğrenmek, dünyanın öteki ucundaki Müslüman kardeşlerini dert edinmek, yardımlaşmanın huzuruna varıp yetim başı okşamanın kıymetini anlamak, öğrenci evi tecrübeleri, hayata bakışımın değişmesi ve daha nice kazanımlar… Bunlar hiç boşuna olur mu? Kaldı ki benimki mesleği bırakmak değil, sadece çocuklarımın bana en çok ihtiyaç duyduğu dönemde yanlarında olup onları daha güzel yetiştirmek için verilmiş bir ara…

Unutulmuş bilgiler, kazanılmamış tecrübeler, elde edilememiş unvanlar geri gelir fakat çocuklarımın bu kıymetli yılları geri gelmez diye düşünüyorum…

Görevi bıraktığım için evin harcamalarında bazı tasarruflarda bulunmamız gerekti, önemli değil… Yeter ki ben çocuklarımın yanında bulunayım, onların eğitimiyle birebir ilgileneyim…

Bir de işin bereket boyutu var ki modern yaşamda çoğumuzun sadece sözlerinde kalıyor… Banka hesaplarına yatan rakamlar daha belirleyici ve çekici oluyor… İşin gaybi boyutunu, ilahi ihsan ve ikramı yeterince düşünmüyoruz…

Şu an en çok dert edindiğim çocuklarımın geleceği… Onları ihmal etmenin vebalini düşünüyorum… Onlar Allah’ın bize emaneti… Bizden sonra amel defterimizi açık tutmalarını, kurtuluş vesilemiz olmalarını umuyorum.

Her şey Rabbimin dilemesi iledir, bu da benim fiili duamdır…’’

Evet, Büşra Hanım, tercihiyle, duruşuyla bize çok şey söylüyor…

Önce anne sonra doktor…

Örnek Müslüman kadının önceliği anneliktir gerçeğine çağrı yapıyor…

Ertelenen annelik günlerinde, anneliğin yük değil yücelik olduğunu hatırlatıyor…

‘’Daha az anne’’, ‘’daha az eş’’, ‘’daha çok iş’’ seçiminde olanlara anneliğin ulviyetini ve kutsiyetini sergiliyor…

Fıtratını baskılayan, hilkatini zorlayan kızlarımıza çocuğun sırtta bir kambur değil, kabul edilmiş bir dua olduğunu söylüyor…

Evde olmayı sosyal hayatın dışı saymanın yanılgısına dikkat çekiyor… Aile sosyal hayatın ta kendisidir, diyor…

Evet, bozulmamış fıtrata fırsat tanıyalım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.