Home / Makaleler / Konya’da “Diriliş”

Konya’da “Diriliş”

15 Nisan 2016 tarihinde “Diriliş Buluşmaları”nın altıncısı Konya’da gerçekleşti. Buluşmaya katılım ve coşku, insanımızın bu birlikteliklere olan susamışlığının ve sorumluluk bilincinin göstergesiydi. Sevdiği ve güvendiği bazı hocaların bir arada, aynı fotoğraf karesinde görülmesi bile ciddi bir heyecan dalgasının oluşmasına, kitlesel bir sinerjiye neden oluyordu.

Heyecan dorukta, beklenti yüksekti. Bu beklentinin altından kalkılabilinecek miydi, bilemiyorum?

Dirilişin Konya ayağında, Konya dile gelmişti.

Konya’dan bir kıvılcım, közümüzü ateşleyecek miydi? Konya’dan geçen bu meşale görelim nereye kadar uzanacaktı?

Bu vesile ile Konya konuşmamdaki bazı cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum;

Aziz Konya!

Onurlu duruşunla yalnız yüreklere umut oldun. Seni tüm içtenliğimle selamlıyor ve kutluyorum.

Sizlere hitap ettiğim şu saatte, 38 yıl önce Konya’da yaşadıklarımı hatırlıyor ve paylaşmak istiyorum.

Yıl 1978, 22 yaşındayım ve Konya mitingindeyim. O gün “Allah-u Ekber” dediğimiz için Selimiye caminin avlusunda kurşunlandık, onlarca kardeşimiz yaralı, Hasan Sürel isimli kardeşimiz de şehid edilmişti.

Şimdi, 38 yıl sonrası, 60 yaşındayım ve yine Konya’dayım.

Hamdolsun, tekbir sesleri ile ova çınlıyor, yürekler coşuyor.

Ama yetmez diyorum, şu salondaki on binlerin sadece Konya’da değil, kardeş Kudüs’te “Allah-u Ekber diyeceği günler yakındır, diyorum.

O da yetmez, bir sonraki hedef Tel Aviv’de tekbir getireceğimiz günleri Rabbimden umuyorum.

Bugün bizim kardeşlerle kucaklaşma, kardeşliğimize kast edenlerle hesaplaşma günümüz.

Biliyoruz kısık sesler, kırık kalpler, kardeşliği özler.

Anadolu’nun aziz anaları!

Asiye annemiz, Nil’e terkedilen Musa’ya analık yaptı. Sizler de Akdeniz ve Ege sahillerine inip Aylan bebeklere analık yapmaya var mısınız?

Hacer anne dört bin yıl önce İsmail bebek açlıktan ve susuzluktan ölmesin diye Safa ve Merve tepeleri arasında bir yürüyüş başlattı. Sizler de yeryüzünün mağdurları, muhtaçları için Türkiye’den Afrika’ya, Arakan’a bir sefere hazır mısınız? Onların zemzeminin sizin elinizle olmasını istemez misiniz?

Anneler! El-Aksa’ya adanmış çocuklar yetiştirin!

Yavrularınıza Kudüs aşısını unutmayınız.

Ve biliniz ki, gündeminde ve gönlünde Kudüs olmayan her kul kusurludur ve özürlüdür.

Siz ümmetin temiz yürekleri, asil vicdanları!

Suriye sorunu Cenevre’de değil, ümmetin ortak aklının oluşturacağı cephede ancak çözüme ulaşır.

İşte bunun için diyorum ki, ümmet içi ihtilaflarımızı erteleyip ortak değerlerde buluşmamız gerekiyor.

Tarihin külüne değil, közüne talibiz.

Keşfi kadimle, kavlı cedidin buluşacağı bir zemin yakalamamız, ifrat ve tefritlerden sakınmamız gerekir.

Âlim, akil ve adil adamlarımıza çok iş düşüyor.

Bu ay, aylardan Nisan. Ankara’da yeni anayasa tartışılıyor.

Bu salondan Ankara’ya selam ile sesimizi duyurmak istiyorum.

Bu millere LAİK değil, layık bir anayasa lazım. Kalbimizde, kimliğimizde ne yazıyorsa anayasaya da o yazılsın.

Malum 1928’de Anayasa’da “devletin dini, İslam” ibaresi kaldırıldı. 1937’de Laiklik yazıldı. Artık 80 yıllık bu dayatmaya son verilmeli.

Yine şu sıralar İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul’da toplantı halinde. Seslenmek istiyorum;

Ya bu üç kelimenin (İslam, İşbirliği, Teşkilat) hakkını verin, ya da kendiniz feshedin. Bu ümmeti oyalamayın. Yazık, 40 yılımız heba oldu.

Barış süreci ile ilgili olarak şuna inanıyorum.

Rabbimizin çağrısı açık:

“Ey iman edenler! Hepiniz topyekûn silm(barış)e giriniz.” Bir ismi de barış olan İslam’a toptan teslim olmadıkça, barış bir seraptır.

Şimdi sadece sohbet ve slogan saati değil, kutlu bir seferin startını verme saati.

Yürüyen yüreklere selam olsun.