Home / Makaleler / Kadir Kıymet Bilmek

Kadir Kıymet Bilmek

ramazan-kayan88

Kadir gecesi, bir ömre bedel gece… Biz bu geceye Kur’an’ın doğum gecesi de diyebiliriz… Çünkü bin aydan daha hayırlı olan bu gece, değerini Kur’an’a borçludur… Tıpkı Kur’an’la kıymet kazanan Ramazan gibi…

Allah (c.c.)’ın yarattığı her şey anlamlı ve önemlidir… Yarattıkları arasından daha özel anlamı olanlar yok mudur? Kuşkusuz vardır…

Geceler içerisinden Kadir gecesi,

Günler içerisinden cuma günü,

Aylar içerisinden Ramazan ayı,

Evler içerisinden Beytullah/Allah’ın evi,

Taşlar içerisinden Hacerü’l-Esved,

Sular içerisinden zemzem,

Kitaplar içerisinden Kur’an,

İnsanlar içerisinden Muhammed daha özel, daha güzel bir yere sahiptirler…

Biz bunlardan Kadir gecesi üzerinde duracağız…

Kadir gecesi, bir ömre bedel gece… Biz bu geceye Kur’an’ın doğum gecesi de diyebiliriz… Çünkü bin aydan daha hayırlı olan bu gece, değerini Kur’an’a borçludur… Tıpkı Kur’an’la kıymet kazanan Ramazan gibi…

Kadir gecesi, Ramazan’ın zirvesi, Rahman’ın müjdesidir…

En kutlu iklim, en muhteşem zaman…

Bir gece ki; o geceye Kur’an indi, bin aydan daha hayırlı oldu…

Şimdi aynı Kur’an indiği kişiyi, evi, toplumu, kurumu, ortamı, ülkeyi, sistemi, çağı, coğrafyayı binlerce kez daha hayırlı kılmaz mı?

Önemli olan tenzil olan Kur’an’ı hayata indirmek… İdraklerde ve yüreklerde saklı tutulan Kur’an’ı yürürlüğe koyabilmek… Bu bakımdan vahyin iniş süreci devam ediyor… Sadece okunan, yazılan, ezberlenen, tartışılan, hatta yarıştırılan Kur’an değil, hayatı değiştiren, geliştiren, netleştiren, oluşturan, biçimlendiren, anlamlandıran Kur’an…

Rafımızda, cebimizde, hafızamızda Kur’an’ı gezdirmemiz yetmiyor, hayatımıza indirmemiz gerekiyor… Ya da Kur’an’a bu fırsatı vermemiz lazım… İnmek için sırada bekleyen ayetler var… Vahiy bize inecek bir zemin bulamazsa bu bizim hüsranımız olmaz mı?

Hayatınızda vahiy yoksa siz de yoksunuz, yani hiçsiniz…

Hayat kitabı olan Kur’an’dan bağımsız hayatlar bayağı ve batıl hayatlardır… Vahiy dışı yaşamlar serap, harap ve türaptır…

Özgürlük muştusu, direniş mektebi, anlam atlası, rahmet rüzgârı, kurtuluş mektubu olan bu kitap, inmek için daha ne zamana kadar bekleyecek?

Bizi sihirli söylemlerden, büyülü hayatlardan, modern illüzyonlardan, çağdaş paranoyalardan kurtaracak bu kitaptır…

Değersizleşen nesillere, duyarsızlaşan toplumlara değer katacak, kıymet biçecek kuşkusuz vahiydir…

Kur’an’sız geçen günlere yazık… Yarınlarda buna daha çok yanacağız…

Hayatımıza en son inen ayetleri hatırlıyor muyuz? Yeni değil, yeniden inecek ayetlere hazır mıyız? Her anımızı, tüm alanlarımızı buna açık tutuyor muyuz?

Kur’an bize insin ki bizi Hazreti insan yapsın…

Çünkü dün bedeviyi medeni, haramiyi sahabi, eşkıyayı evliya, şakiyi said yapan bu kitaptı… Ama önce Kuran’ı sadırlardan, satırlardan alıp hayat sahnesine taşımamız gerekiyor. Seslendirdiğimiz surelerin hayatı diriltici bir nefes olması lazım… Fakat öncelikle Kur’an’ın üstündeki, önündeki perdeleri, örtüleri, engelleri, şüpheleri gidermek zorundayız… Hiç bir akıl, bilim, kültür, yorum, algı, yargı, olgu, gelenek, kurum, sınıf, zümre, yapı O’nunla aramıza girmemeli ve O’nu perdelememeli…

Yeryüzü halifesi, Kur’an’ın hilafına hareket edemez…

Şimdi Kur’an günleri… Değişmez gündem; vahiy… Vahdete onunla gidebiliriz… Vahşeti onunla yeneriz… Rahmete onunla yürürüz… Cenneti onunla selamlarız… Vuslata onunla ereriz…

Biliyoruz ki; kimsesiz yaşanır ama Kur’an’sız yaşanmaz… Şayet Kur’an mehcursa, ebedi mahcubiyet bizi bekliyor demektir….

O halde Kur’an’ı yaşa ki, diri ve duru kalasın…

Yaşamı Kur’an’laştır ki, bedevilik ve yabanilik son bulsun…

Kur’an’la yaşa ki, yalnızlıktan ve yabancılaşmaktan kurtulasın…

Şimdi Kur’an’la aramızda oluşan açığı kapatma ve Kur’an’ı açık tutma zamanı… Şayet biz Kitab’ı açık tutma iradesine sahip olursak yasakçılar Kitab’ı kapatamaz…

Yeter ki, O’na var gücümüzle sarılalım…

“Kitab’ı kuvvetle tut.” (Meryem, 12)

Serveti, silahı, iktadarı, gücü, parayı değil Kitab’ı kuvvetle tut…

Kuvvetle tut ki, kuvvet bulasın… Korunabilesin… Kurtulabilesin… Kadru kıymetin olsun… Hayata tutunabilesin… Kendin kalabilesin…

Kitab’ı kuvvetle tut ki, Kitap da senin elinden tutsun… Tutarsızlıkları ancak Kitap’la aşabilirsin…

Kitap; tutamak, korunak, sığınak ve barınaktır…

Onur, nur, ruh O’nda… İtibar, itidal, istikamet, itimat bu Kitap’ta…

“And olsun ki, biz size, içinde sizin için şan ve şerefiniz bulunan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya, 10)

Vahiyle akıllanmayacak mısınız?

Vahiyle aklanmayacak mısınız?

Körleşen, kötürümleşen, kimsesizleşen uygarlığın en büyük günahı, vahiysizlik…

Kadir-i Mutlak, kadrimizi bildi, Kadir gecesini ikram etti, Kur’an’ı inzal etti…

Bu gece, “genel af” var… Ey affedici, “af” diyeceğiz… “Of” demeyceğiz…

Bizi hatırlayanı, hatırlamak zorundayız… Allah’ın hatırı alidir…

Kadrü kıymet bilmezlerden değiliz…

Özgün Duruş