Home / Makaleler / Haze’l-beyt / Bu Ev…

Haze’l-beyt / Bu Ev…

ramazan-kayan88

Güvenliğimizi… İnanıyoruz ki; muhtaç olduğumuz; umut, ufuk, edep, erdem, ebed burda… Bu Ev, bizi yitik kardeşliğimize, kollektif ruhumuza, ortak bilincimize, müşterek direncimize yürürken, öncülük ve öznelik edecek…

Evrenin en kutsal evi’ndeyiz…

Modernizmin evsizleri de, geleneğin evcilleri de, zamanın, evlileri de, hepsi elele, omuz omuza birlikde Huzurda`yız…

Ev`in Sahibi`nin misafirleriyiz… Hazlarımızı tatmin etmek için değil huzur bulmak ve hayra ermek için… Hatalardan sıyrılıp hizaya gelmek için… Hazıra konmak için değil, hak etmek için burdayız… Hakikate tanıklık bizi harekete geçirdi…

Bu Ev`le evlerimizi test edeceğiz… Hasar tesbiti yapacağız… Güçlendirmek için, güzelleştirmek için adres burası… Kabe standartlarına göre bir ev.. Çünkü evlerimizin meşruiyet ve makbuliyeti Bu Ev`e bağlı…

Evet, Kâbe kriterlerine göre dizayn edilmeyen yapılar, kurumlar, toplumlar, sistemler çürüktür…

Kâbe, özdür… Özeldir… Özettir…

Burada furuat, fuzuliyat, teferruat yok… Asıl burda… Usul burda… Vuslat burda…
Öksüzlüğümüzü sonlandırmak için “Şehirlerin Anası`ndayız“… Ana yurdumuz… Baba ocağımız… Esas durağımız burası…

Gerçekten burada neyin arayışındayız?

Önce kendimizi… Kimliğimizi… Fıtratımızı… İnsanlığımızı… Yani özümüzü…

zgünlüğümüzü.. Özgürlüğümüzü… Güvenliğimizi… İnanıyoruz ki; muhtaç olduğumuz; umut, ufuk, edep, erdem, ebed burda…

Bu Ev, bizi yitik kardeşliğimize, kollektif ruhumuza, ortak bilincimize, müşterek direncimize yürürken, öncülük ve öznelik edecek…

Kâbe hinterlandı içinde bir hayat hedefliyoruz…

Evet, öncelikle kendimizi keşfetmek… Rengimizi belli etmek… Cevherimizi işlemek azmindeyiz… Sa`yimiz buna yönelik…

Ruhun inkişafı, kalbin inşirahı, zihnin intibahı bununla mümkün…

Şimdi, O Ev`deyiz… Çünkü arif olmak… Abid olmak… Akif olmak… Âlim olmak… Bu Ev`in mensubu ve müdavimi olmakla mümkün…

Kâbe’de, aidiyet için varız… Tabiiyetimizi ve mensubiyetimizi arz etmek için buradayız… Bir üst kimliktir, Kâbe… Kâbe bizi kardeşleştiriyor…

Dökülen kardeşliğimizi Kâbe`de ilmek ilmek dokuyacağız… Dağınık safları düzene sokmanın, boşluktaki kalpleri disipline etmenin fırsatını bizlere sunuyor… Yorgun ruhlarımıza bir diriliş ve direniş aşısı için didiniyoruz…

Kavgalarımızı sonlandırmak için… Sevdalarımızı sorgulamak için… Korkularımızı sıfırlamak için.. Arzularımızı sınırlamak için Kâbe`nin gölgesindeyiz…

Artık, Kâbe`nin korumasından kopamayız… Kapsam alanından çıkmayınız…

Çünkü, Kâbe; kıblegâh, karargah, nazargâhtır…

Hayatı resetledik, Kâbe`nin Rabbi ile sözleşmemizi yenilemek için geldik… Maskesiz, makyajsız bir yüzle…

Yeni bir başlangıç için tekrar başa döndük… Hem de Allah ile başbaşa… Aracısız, vasıtasız, vesilesiz…

Çünkü yeniden doğuyoruz… Duruluyoruz… Doluyoruz… Doyuyoruz… Doğruluyoruz…
Kirli defterleri, karanlık hesapları kapattık… Temiz bir sayfa açmak için kararlıyız… Ahdi güncelliyoruz…

Âdem gibi adam olmak istiyoruz…

Kâbe’nin bize çağrısı var…

Sınıfsız, sınırsız bir dünya diyor… Kavgasız, garazsız, kinsiz, kansız bir hayat öneriyor…

Kıble kaçkınlarına, Kâbe kaçaklarına sitemi var “Gidilecek başka kapı yok“ diyor…

Muazzam Kâbe karşısında acziyetimizi görüyoruz…

Korkuyorum ayaklarımız bizi Kâbe’ye taşırken alışkanlıklarımız, arzularımız, asabiyetlerimiz, adetlerimiz, algılarımız aramıza girer diye, bizi O Ev`den alıkor, diye… Fiziksel yakınlığı yakalamışken de uzak düşebilir…

Ey örtülere bürünen insan, örtülerini atıver, ihramlan… Ötelere yolculuk var… Siyah Örtülü Ev`desin… Öze dönüyorsun… Şimdi öncü ve öznesin…

Çıkar ve yarar dünyasından uzaklaştın, değer ve ecir kavşağındasın…

Taşlaşmış kalplerimizi Siyah Taş`ın/Haceru`l-Esved`in terapisine terk ediyoruz…
Siyah Taş üzerinden istilam, i`tisam, itimat bildiriminde bulunuyoruz… Rabbimizle barışık olduğumuzu, O`na bağımlı kalacağımızı, O`nunla beraberliği önemsediğimizi deklare ediyoruz…

Muhterem insan, muhteşem Kâbe’de…

İnsicam, intizam, itidal, istikamet, isabet, ihtişam, ihtimam, ihtiram hepsi bir arada, iç içe…

Muazzam Kâbe’de hazreti insanı izliyoruz…

İbrahim’i duruşu ile İsmail’i sadakatle, Hacerce bir gayretle çağın özlenen insanını gözlüyoruz…

Hayat rotasına girdi.. İnsan ayarını buldu… Her şey aslına rücu etti…

Ancak, Siyah Örtülü Ev`in bize bir sitemi vardı… Sanki yasta idi… Mescid-i Aksa`nın… Gırnata`nın… Ayasofya`nın hüznü ile karalara bürünmüştü…

Biz selamlarınızla Kâbe’ye gittik, Kâbe’de bize şunu söylüyordu; selamımı Kudüs`e, Endülüs`e, İstanbul`a götürün…

Özgün Duruş