Home / Makaleler / Güç Zehirlenmesi

Güç Zehirlenmesi

ramazan-kayan88

İnsan kaotik yapısı gereği güce meyillidir.

İnsanın aklını başından alan, onu “ne oldum delisi” kılan en büyük risk, güçtür…

Vahiyle terbiye edilmemiş bu güç istiğna ve istikbar nedenidir…

İblis bir güç zehirlenmesi ile asilliğini bayraklaştırdı…

Gücün yıkıcı, yakıcı, bozucu boyutları; güç zehirlenmesinin başaktörlerine işaret ediyor: Firavun, Nemrut, Neron…

Kontrolsüz güç sahibini körleştirir, ötekini ise köleleştirir…

Gücün mantığında tehevvür, tahakküm ve tecavüz vardır…

Modern zamanlarda da güç zehirlenmesinin insanı getirdiği sonuç belli değil mi?

‘’İnsan insanın kurdudur” Kurtlaşanların politikası ötekilerini mankurtlaştırmaktır…

Hani, insan insanın yurdu olacaktı?

Kuvvete kutsiyet atfedenler insanı kurban ettiler…

Öyle ki, güçperestlere göre gücün açamayacağı kapı yoktur…

Gücün günahını görmemezlikten göremeyiz…

Güç ahlakı zorluyor, adaleti ıskalıyor, erdemi dışlıyor, hakikati örtüyor…

Gücü ile gözü dönenler, kendinden başkasını görmez oluyorlar…

Onlar buyurgandır, baskındır, emrivakicidir, kurnazdır… Konumlarından aldıkları güç ile kendilerine her yerde ve her zaman haklı görürler… Yasalar, kurallar, ilkeler hep zayıflar içindir… Güçlülerin delip geçme imtiyazı vardır…

Ayakları yere basmaz onların… ‘Küçük dağları ben yarattım’ havasındadırlar… Paranın ve makamın gücü ile kendilerini kaf dağında görürler…

Evet, haksız yollardan gücü elde ederseniz, o güç başta sizi zehirler… Bir defa bu sürece giren erimeye başlamış demektir…

Güç zehirlenmesi başlamaya görsün, artık o kişi ne eleştiri kabul eder, ne istişareye ihtiyaç duyar ne de muhalefete tahammül eder…

Güç ehli farklı düşünenleri önce üzer sonra ezer…

Kendilerine güç alanları oluşturur, burada kendilerini kral zannederler… Muhteris, mustağni ve mütekebbir ve mağrur bir duruşları vardır… Tam da narsizmin ve sadizmin kalkış noktası burasıdır…

Gücü mutlaklaştıranlar hakikate uzak düştüler… Bilgiyi bile güce payanda kıldılar… Zaten gücün gürültüsü hakikatin sesini bastırıyorsa, orada batıla gündoğar…

Görüyorsunuz özgürlük için savaşan nice hareketler ellerine iktidar geçince nasılda despotlaşıyorlar… İktidar güdüsünün kölesi olanlar alçaldıkça alçalıyorlar… Gücün sözü, sözün gücünü boğuyor… Adalet susuyor adele konuşuyor…

Güce tapınmanın pazarı geniş, pazarlaması güçlü… Paranın gücü… Medyanın Gücü… İktidarın gücü… Silahın gücü… Hayatın realitesi oldu.

Güç zehirlenmesinin tedavisi de yok… Çünkü tedavi kabul etmezler… Şayet kavi bir iman, güçlü bir irade, sağlam bir bilinç yoksa gücün çekim gücüne kim dayanabilir?

Kişi, kurum, parti, cemaat, tarikat, iktidar, devlet fark etmiyor, bir defa zehirlenmeyi görsün kurtulamıyor…

Gücüne güç katanların akıbetini görüyorsunuz…

Bu tespitleri paylaşırken sakın acziyeti, zaafiyeti, ruhbaniyeti savunduğumuz sanılmasın… Mutlaka caydırıcı bir gücümüz olmalı ama bu güç cürüm ve zülüm vesilesi olmamalıdır… Sağ yanağımıza vuranlara sol yanağımızı çevirecek değiliz…

Güç lazım ama nerede, nasıl kullandığımız önemli…

Gücünü Hakk’tan, alana kim ne diyebilir?

Hz. Süleyman(as) gücün zirvesinde iken güçlerüstü güç ile irtibatını kesmedi bilakis daha da güçlendirdi. Allah’ı gücendirmemeye dikkat etti…

Hz.Zülkarneyn, gücün doruğunda gezinirken:

‘Bu rabbimin rahmetindendir.’ demeyi asla ihmal etmedi…

Biz Müminler hayatın dengesini Kitap, mizan ve demirle kurarız… Farkımız budur…

Milat Gazetesi