Home / Makaleler / Gemi ile Gelen Mesaj

Gemi ile Gelen Mesaj

ramazan-kayan88

“Sonunda onu ve gemi arkadaşlarını (Ashabı sefineyi) kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ayet (ibret) kıldık.” (Ankebut-15)

Gayet tabii olarak bu ayette söz konusu olan geminin Hz. Nuh (as)’ın gemisi olduğunu biliyoruz. Ancak bir şey daha biliyoruz; sebebin özel olması hükmün genel olmasına engel değildir.

Evet Hz. Nuh (as)’ın gemisi insanlığın yeniden doğuşu oldu.

Kur’an’ı Kerim bu geminin alemler için bir ayet olduğunu ifade ediyor. Sonraki zamanlarda da farklı gemiler üzerinden gelen ayetlere (ibret ve işaretlere) tanıklık ediyoruz…

Endülüs’ün kapıları İslam ümmetine ne zaman açıldı? Tarık b. Ziyad geriye dönüş gemilerini yaktıktan sonra değil mi?

Bizans’ın sonu nasıl oldu? Fatih Sultan Mehmet gemilerini karadan yürüttükten sonra değil mi?

Yüzyılın başında buzdağına çarpıp yarım saat içinde batıveren Titanic gemisi neyin nesiydi? İnsanlığın son harikası olarak sunulan, Allah ile güç yarışına giren çağın insanına bu olay Allah’ın bir cevabı ve cezası değil miydi?

Sözü Mavi Marmara Gemisi’ne getirmek istiyorum…

Bu geminin de Allah’ın işaretlerinden bir işaret olduğunu düşünüyorum.

Birçok ibretler ve dersler içerdiğini görüyorum…

Mavi Marmara artık sadece gemilerden bir gemi değildir…

Bir gemi boyutunu aşan anlamlar, mesajlar ve misyonlar içeriyor. Bu geminin özelde İslam dünyasında genelde tüm dünyada bıraktığı etkiler hâlâ devam ediyor.

Mavi Marmara’da akıtılan dokuz şehidimizin, elli dört yaralımızın kanı Akdeniz sularına karıştı yeni yeni Akdeniz sahillerine ulaştı… Şehidlerimiz diriltici soluklarının bereketi ile olsa gerek Müslüman halklar kıyama durdular… İşbirlikçi dikta rejimleri çözülmeye başladı…

Yeniden dirilişin yeni bir direnişin iksiri bu gemi oldu…

Bu geminin sindirilmiş mazlum halklar için bir ilham kaynağı olduğunu kim inkâr edebilir?

Artık insanlar gemi öncesi ve gemi sonrası diyerek cümlelerini kuruyorlar…

Sanki bir milat oldu…

Sanki Siyonizmin miadını doldurduğuna işaret ediyor, bu gemi…

Halklar ayaklanıyor, sistemler çöküyor, dengeler ve düzenler değişiyor. Stratejiler gözden geçiriliyor… Psikolojik, diplomatik, ideolojik,  politik, stratejik, medyatik savaşlar yeni boyutlar kazandı…

Emperyalistlere tescilli biatları olanların hesapları alt-üst oldu…

Diyorum ki; ey Mavi Marmara!

Ezberleri bozdun… Statükoları sarstın… Kafa konforlarını, önyargıları, kronik korkuları, alışkanlıkları derinden etkiledin…

Yükünün adını “İnsanlık” koymuştun…

Rotanı “Özgürlük” olarak belirlemiştin…

Ve ismin “Direniş”le özdeşleşti…

Senin içinde, adlarını bile bilmedikleri insanlara kendilerini adayan, adam gibi adamlar vardı… Başkaları için yaşama erdemini yaşamın amacı kılan erler vardı…

Hılful-Fudul’un seninle güncellendiğine tanıklık ettik…

Sadece Ebu Leheb’lerin değil bu çağda Ebu Talip’lerin de kıtalar, gemiler dolaştığına birebir şahit olduk…

Ey Ashab-ı Sefine, yorgun ruhlara sekine, ölü bedenlere ruh oldunuz…

Ölü toprağı serpilmiş kitlelerin silkinmesinde bu geminin estirdiği rüzgârı kim yadsıyabilir?

Sivil başkaldırının ya da deniz intifadasının adı oldu; Mavi Marmara…

Bu gemi ile gelen bir kıvılcım… Bir ufuk… Bir öğreti… Bir meşale.. Bir rüzgar var…

Artık ne Filistin eski Filistin…

Ne ümmet eski ümmet….

Ne Türkiye eski Türkiye…

Ne de Ortadoğu eski Ortadoğu…

Yani yeni bir başlangıç… İsrail için ise sonun başlangıcı…

Bu geminin özelliği neydi? Gemidekilerin geri dönüş gemilerini yakarak gemiye binmiş olmalarıydı…

Şimdi Mavi Marmara adını bir kenara yazın fakat unutmayın, yarınların nelere gebe olduğunu göreceğiz…

Gelecekle ilgili cümlelerinizi kurun…

Bir de, Mavi Marmara’ya takılı kalmamızda doğru değil, çıkmamız lazım…Mavi Marmara’ ya kudsiyet yüklemeden yolumuza devam etmeliyiz. Çünkü yeni seferler bizi bekliyor…

Umutlarımıza kan damlasa da, ak alnımız ve al kanımızla geleceğe yürüyeceğiz…