Home / Makaleler / Gazze Geçidi…

Gazze Geçidi…

ramazan-kayan88

Bir yıl önce siyonist güçlerin Gazze’de gerçekleştirdiği vahşet, İsrail’in dünyadan izole edilmesinin kapısını açtı, diğer bir ifade ile İsrail için sonun başlangıcı oldu. Gazze’nin duruşu ve direnişi sadece işgalci güçlerin varlığını tehdit etmekle kalmadı; iktidarının ömrünü uzatmaktan başka bir gayeleri olmayan işbirlikçi rejimlerin kâbus ve kahrına neden oldu… Direnişle birlikte maskeler, makyajlar tek tek düşüyor; tüm sahtelikler, çirkinlikler, ihanetler gün yüzüne çıkıyor…

En son Ariş’ten dünyaya yansıyan başı gözü kan revan içindeki sivillerin görüntüleri birçok şeyi yeniden tartışmaya açacak; saflar, çizgiler, dengeler, hesaplar, taraflar, sistemler sil baştan yeniden şekillenecek ve netleşecektir…

Gerçekten Gazze ayıklıyor, ayrıştırıyor…

Gazze laboratuarında insanlarımız ve insanlığımız test ediliyor… Gazze, insani yanımızı ortaya çıkarıyor. Sorumluluklarımızı unutturan hırs, heves, hesap ve arzulardan bizi uyaran, uyandıran Gazze oldu… Yitirdiğimiz ruhu, kaybettiğimiz umudu, tükettiğimiz şuuru tekrardan sunan da Gazze’ydi…

Bu bakımdan diyoruz ki Gazze sadece Gazze değildir…

Bugün Gazze’yi aşan bir ruh, bir anlam, bir zenginlikle karşı karşıyayız…

İşte bundan dolayı Gazze sorumluluktur…

Gazze’yi unutmak suçtur…

Gündeminde ve gönlünde Gazze olmayan her kul kusurludur…

Gazze için kelimeleri konuşturmalı ve bu dertle koşuşturmalıyız… Çünkü Gazze için öldürücü ambargodan ziyade ümmetin kahredici suskunluğu çekilmez oluyor…

Gazze’deki “insani sorun” Batı kamuoyunu bile silkeleyecek bir boyut kazanmışken ümmetin inisiyatif almaması düşündürücü!

Evet, Filistin intifadasından sonra, şimdi sıra ümmetin inisiyatifinde…

Bugün Filistinli olmak var… “Gazze’ye yol var…” Varoluşumuzun şifrelerini bize gösteriyor…

Bu gerçeği en güzel özetleyen ise özgürlük konvoyundaki Amerika’dan gelen Yusuf’un şu cümlesidir:

”Filistinli olmak için orada doğmak gerekmiyor, kalbinde Filistin olan herkes Filistinlidir.”

Allah (cc), Filistin’i İsrail ile, ümmeti de Filistin ile imtihan ediyor.

Filistin mektebi fırtınalı denizlerde nasıl yol alacağımızı öğretiyor.

Bir yıl önce İsrail’in Gazze’yi hedef alan “Dökme kurşun operasyonu” , “Kurşunla kaynatılmış bir duvar” misali direnen Gazze iradesi karşısında hakir ve hacil duruma düştü… Gazze’ye boyun eğdirmek isteyen güçler, onurlu ve kararlı direnişi görünce şaşkına döndüler, düşmanın “yenilmezlik” imajı yerle bir oldu…

Şimdi de abluka ve ambargo ile Gazze’yi boğmak istiyorlar… Ancak Gazze açlık, yokluk mengenesinde dik duruşunu koruyor, bundan da öte lüks ve israfa bulaşmadan, kapitalizmin tüketim çılgınlığına düşmeden de bu dünyada yaşamak mümkün, bunun muhteşem örnekliğini sergiliyor. Sünnete dayalı bir yaşamın tüm güzelliklerini en zor şartlarda bu çağa taşıyan Gazze oldu. Yahudi ile nasıl savaşılacağını gösterdiği gibi; Yahudileşmeye, dünyevileşmeye karşı nasıl savaşım verilir, bunu da bize öğretti… Bu sayede modern zamanların sahabelerine tanık olduk…

Tanık olduk da nolduk?

Siyonistler ve onların müttefikleri ambargo ile kardeşlerimizi bunaltırken, peki biz ne yaptık? Onların ürünlerini tüketmeye devam etmiyor muyuz? Yahudi mallarını boykot ederek kardeşlerimizin elini güçlendiremez miyiz?

Biz bu hususlarda bocalarken, şükür ki İngiliz parlamenter George Galloway’ın “Viva Palestina” diyerek başlattığı Gazze’ye özgürlük konvoyu imdadımıza yetişti…

Konvoy kalpsiz dünyanın kalbiydi…

“Gazze’ye yol açık”tı… İsrail istemese de, Mısır dirense de…

365 kilometrekarelik bir alanda 1,5 milyon mahpus insana, bir “insanlık koridoru” açılıyordu…

Ariş’te adanmışların azmine tanık olduk… Kahire’nin nasıl Kufe’leştiğini hüzün ve hayretle izledik…

Yezid’in Hicri 1. asırda yaşayan bir şahıs değil, bütün kötülük figürleri gibi çağları aşan bir zihinsel miras olduğunu bu defa Ariş’te gördük…

Hüseyin’in aziz misyonunun dirilişini ve direngen ruhlara azık olduğunu bu konvoyla birlikte tekrar şahit olduk…

Bu konvoy aynı zamanda ümmeti kırk parçaya bölen ulusal sınırları zorlamanın ve aşmanın vaktinin geldiğini haber veriyordu. 1. Dünya Savaşı sonrası emperyalistlerin çizdiği yapay sınırları sorgulayacak bir irade beliriyordu. Sınırsız, sınıfsız evrensel İslam kardeşliğini ihya etmenin tam zamanıydı…

Ancak ihanet içindeki işbirlikçi yönetimler çelik duvarlarla bunun önüne geçebileceklerini düşünüyorlar…

Mısır’ın Gazze’ye yardım akışını sağlayan tünelleri kapatmak için 30 metre yerin altına uzanan çelik duvar inşa etme girişimi duyarlı kamuoyunu ayağa kaldırdı…

Bu duvar, aslında bir Amerikan projesidir, Mısır burada taşerondur…

Bu duvar aynı zamanda Mısır’da yönetim ile halk arasında örülen bir duvardır… İlk defa İslam coğrafyasında Müslümanlar arasında bir duvar örülüyordu…

Bu duvar bir yol ayrımıdır… Zulmün son çırpınışıdır…

İnanıyoruz ki Mısır’ın çelik duvarı, Filistinlilerin çelik iradesi karşısında hiç bir işe yaramayacaktır… Çünkü işbirlikçi rejimlerin miadı doldu… Gazze bir milat oldu…

Aslında Gazze yürüyüşü bir ara hedeftir… Ana hedef Kudüs’tür…

Ama önce bir Gazze umresine ne dersiniz?

Özgün Duruş