Home / Makaleler / Filistin’de Kız İstemek

Filistin’de Kız İstemek

Şubat ayında yerinde ve güzel bir geleneğimiz oluştu… Şehadet ile Şubat adeta özdeşleşti… Yoğun şehadet programları ile gençliğin direniş damarı ve şehadet şuuru daha bir canlanıyor… Seküler ve popüler salvolarla sendeleyen insanımız adanmışlık bilincine daha bir ihtiyaç duyuyor…

İçinde bulunduğumuz şu Şubat günlerinde şehadet programlarına koştururken, sosyal medyada bu ayın ruhunu en çarpıcı bir şekilde ortaya koyan bir haberle iliklerime kadar sarsıldım… Beni şehadet bilincinin zirvesine taşıyan bu olayı olduğu gibi sizlere aktarmak istiyorum… Ve ben aradan çekiliyorum…

Danya 17 yaşında Filistinli bir kızdı. Bir gün okuldan eve dönerken yanından geçtiği Siyonist bir askerin kahve içtiğini görür. Danya’nın bakışlarından rahatsız olup şüphelenen asker hemen oracıkta Danya’yı kurşun yağmuruna tutar ve Danya’yı şehit eder. Kızcağızın mübarek kanı etrafı sarar. Şehit Danya’nın şehadet sonrası resimleri her yere yayılır.

Bu haberleri duyup, resimleri gören Filistinli Raid adındaki bir genç bunu sosyal paylaşımlarda yaygınlaştırır. Şu cümlelerle Müslümanları duyarlı olmaya davet eder:

– Bu sizin kız kardeşiniz olsa ne yapardınız?

Daha sonra Raid, Danya’yı şehit eden askeri bulur ve bıçaklar. Siyonistlerde Raid’i tek kurşunla alnından vurup şehit ederler. Raid’in alnından misk kokulu kanlar akmaya başlar… Doktorların bu kokuya getirebildikleri bilimsel bir izahta yoktu…

Raid’in cenaze törenine Danya’nın babası da iştirak eder. Hiç kimsenin ummadığı bir anda Şehit Raid’in babası kalkıp, Şehit Danya’nın babasına hitaben:

– Şehit kızın Danya’yı şehit oğlum Raid’e istiyorum, der…

Daha sözünü tamamlamadan Danya’nın babası;

– Şehit kızımı, şehit oğlunuza verdim. Tebrik ediyorum, hayırlı olsun. Firdevs-i a’la’da düğünleri olsun, der. ‘’

Duyulmamış, görülmemiş bir kız isteme tarzı…

Bu kare beni iliklerime kadar silkeledi…

Battığımız rasyonel girdaplardan, seküler dehlizlerden, popüler çukurlardan çekip aldı müteal olana taşıdı… Veraların verasına vuslatın nasıl olacağını anlatıyor bu resim…

Şehitlerin diri olduklarını biliyordum da bu kadar diri olduklarını bilmiyordum…

Biz “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz” ayetini müşkil bir ayet sanıyorduk, meğer ki yanılmışız sorun bizim şehadet algımızda…

Demek ki şehitler yaşayan ölüleri diriltebilecek kadar diri imişler…

Şimdi yakîni iman ne imiş daha bir yakınlaşıyorum… Meğer ki yakının yakınıymış…

Biz ayetleri aklileştirmeye çalışırken neleri atladığımızın farkında değilmişiz…

Şimdi İntifadanın mayasını, direnişin şifresini daha iyi çözebildim…

Fiziki olana uhrevi bir boyut nasıl yüklenir onu öğrendim…

Biz şehadetin felsefesini yaparken onlar şehadetin sırrına çoktan ulaşmışlar…

Aşkın olanın akla fark atmasıdır bu… Sonsuz esenliği fark etmek ve daha dünyada iken solumaktır…

Öteler ötesini öncelemek ve önemsemektir…

Anlıyoruz ki, özgürlüğün şifresi, cennetin vizesi aşkınlık ve adanmışlıkta saklıdır…

Aynı inancı, bilinci ve direnci Rabia eylemlerinde de tanık olmuştuk…

Ağustos günleri, Kahire’nin kavurucu sıcağı, Ramazan ayında Rabia alanında Mısırlı bir gazeteci eylemlere katılan Mısırlı yaşlı bir anneye soruyor:

– Anne yaşlısın, oruçlusun, bu kavurucu sıcaklarda her gün bu eylemlere katılıyorsun, nasıl dayanıyorsun?

Adanmış bir yüreğin kalpleri titreten muhteşem cevabı:

– Yavrum ben Rabia’da cennetin kokusunu alıyorum… Beni her gün buraya çeken cennet kokusudur…

Elhak doğrudur… Bu seviyede bir aşkınlık ve adanmışlığın ödülü henüz dünyada iken cennet kokusudur…

“Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır zaten uzakta değildir.” (Kaf,31)

Evet muttakiler cennete değil, cennet muttakilere yaklaştırılır…

Demem o ki, şu kokuşmuş dünyanın kokularına kendimizi kaptırmaz isek cennetin kokusunu almak bize nasip olur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.