Home / Makaleler / Diriliş Buluşmaları

Diriliş Buluşmaları

4 Mart Cuma günü “Trabzon Diriliş Buluşmaları”nda yapmış olduğum konuşmanın özetidir.

Karadeniz’in yiğit evlatlarını yürekten selamlıyorum…

Esselamu aleykum…

Bu salonlar yıllarca isyan çığlıkları ile inlemişti. Rabbime hamd olsun aynı salon, bu akşam tekbir sesleri ile yeni bir dirilişi müjdeliyor. Anadolu’nun ayağa kalkmasına şahitlik ediyor…

Bu kutlu yürüyüşü yürekten kutluyorum…

Bu salonda sadece bizler mi varız? Hayır!

Ümmetin yüreği, Kudüs’ün kalbi, Rabia’nın ruhu, Halep’in çilesi, Arakan’ın acısı burda!

Bu buluşma toplantılardan bir toplantı değil, toplu vuran yüreklerin toparlanışı ve ayağa kalkışıdır…

Biz buradan ilan ediyoruz ki, ümmetin kurtuluşu Birleşmiş Milletlerde değil, birleşmiş yüreklerdedir…

Uluslararası arenalarda parmakların kaldırılıp indirilmesi ile sorunlar çözülmüyor, çözüm yumruklarımızı sıkarak, ümmetin izzetine sahip çıkmaktır…

Basın açıklamaları, kınamalar, mazlumların akan kanını durdurmuyor, şimdi “Allahu Ekber” haykırışı ile hakkı ve haklıyı ayağa kaldırmak zorundayız…

Biz buraya birlikte bir fotoğraf vermek için değil, günü kurtarmak için değil, gönüllere su serpmek için hiç değil; ümmet gerçeği ile yüzleşmek, yeniden dirilişin iksiri olmak için geldik…

Tarih olmak için değil, tarih yazmak için geldik…

Biz birlik olduktan sonra kuşkusuz tüm zilletleri, zulmetleri, zulümleri aşabiliriz…

Biliyoruz ki, toplumlar savaşlarla ve silahlarla yok olmazlar… Toplumları yok eden korkularıdır…

Hamd olsun korku tünellerinden çıktık…

Doksan yıldır bize zorla giydirilen deli gömleklerini yırttık…

Zillet gömleklerini çıkarttık…

Artık bizim lügatimizde öğretilmiş çaresizliklere, üretilmiş korkulara, metal yorgunluklara yer yok…

Çünkü and içtik, İslam ateşten bir gömlekte olsa giymeye razıyız…

“Gelecek bizimdir” diyoruz… Yeter ki geleceğe yürürken gömleğimiz, arkadan yırtık olsun…

İnanıyoruz ki, Mısır’ın iktidarını Yusuf’a teslim eden Allah, dünyanın iktidarını da gömlekleri temiz, yürekleri temiz, hayatları temiz olan sizlere tevdi edecektir…

Bu hedefe yürürken öncelikle bir kardeşlik rüzgârı estirmemiz gerekiyor…

Şayet bu gün bunu yapmaz isek, kardeşlik kan kaybediyor…

Kurşunla kaynatılmış duvar gibi Allah yolunda saf tutması gereken kardeşler, bu gün birbirlerine kurşun sıkıyorlar…

Dün tekfir edenler, bu gün tetik çekiyorlar…

Tefrika, taassup, tartışma, teferruat bizde takat bırakmıyor…

Bu asabiyet ve aşırılıkları aşmak boynumuzun borcudur…

Grupçu, fırkacı, ferdiyetçi, hizipçi, cemaatçi, mezhepçi, vatancı, devletçi, kavmiyetçi, ulusçu, milliyetçi, ırkçı, toprakçı, partici, parçacı marazlara artık neşter vurmalıyız… Yeniden ümmet bilincini inşa etmeliyiz…

Şayet gecikirsek… İşte Akdeniz!..

Gün yok ki, mazlum İslam coğrafyalarından Batı’ya sığınmak için botlarla yollara düşüp de cesetleri kıyılarımıza vurmasın!

Sahillerimizin cesetsiz kaldığı bir günümüz var mı?

Akdeniz’de kardeşlik boğuluyor, el uzat Karadeniz…

Aylan bebeğin yüzüne nasıl bakacağız?

Çırpın Karadeniz… Ümmetin hicranını görüyorsun…

Nil’in gelini Esma Biltaci için çırpın…

Naf’ın yetimi Arakanlı çocuk için çırpın…

Akdeniz’in masumu Aylan bebek için çırpın…

Çırpın ki sabah olsun…

Çırpın ki yeni bir sabahla uyanalım…

“Sabah yakın değil mi?”

Selam olsun yeni bir sabahla uyananlara…

Selam olsun yeni bir sefere doğrulanlara…