Home / Makaleler (page 10)

Makaleler

İstismarın İstismarı

En adi hastalıklardan biri istismar… İstismara açık alanlardan biri de İslam… Maalesef İslam küçük hesaplar, basit çıkarlar ve adi amaçlar uğruna sınırsız istismara konu olan bir sermayeye dönüştü… İslam’a “kapitalizm” boyası çalıp pazarlayanlar mı dersiniz, “Ilımlı İslam” projesi ile İslam’ı sulandırmak isteyenler mi dersiniz, Sekülerize edilmiş bir İslam’ı servis edenler …

Daha fazla

Adımız Kudüs

Kudüs üzerine ne de çok cümleler kurduk, kalemler oynattık, alanlar doldurduk… Haykırdık… Hayli de yorulduk, değil mi? Peki ne kadar yol alabildik? Bu soru ile yapılan eylemleri asla küçümseme kastım yok. Sadece bu süreçte kaçırdığımız bazı boyutlara dikkat çekmek istiyorum. Acaba diyorum cümlelerimizin etkisini kıran cürümlerimizin ne kadar farkındayız? Sözün …

Daha fazla

Samimiyet Savrulması

Üç gündür Almanya’nın Prüm kasabasında Avrupa İnsan Vakfı’nın (Europe Aid Foundation) düzenlediği aile ribatındayız. Almanya, Hollanda ve Belçika’dan katılan samimi dostlarla birlikteyiz. Samimi dostlarla “İhlas/samimiyet”i konuşuyoruz… Gösteriş çağında samimiyet sınavını nasıl vereceğiz? Görselliğin, görünürlülüğün, göze girmenin, gövde gösterisinin öne çıktığı bir zaman diliminde gösteriş dininden nasıl korunacağız? Rıza-i İlahi’yi rant, …

Daha fazla

“Sabret Ey Biltaci Ailesi”

Mazlumder tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen İnsan Hakları Gecesine katıldık. Mısır’da İhvan’ın önde gelen lider kadrosundan Muhammed el-Biltaci’nin eşi Sena el-Biltaci gecenin onur konuğuydu… Gerek Sena el-Biltaci’yi dinlerken, gerekse “Bireysel Mücadele” ödülünü kazanan merhum Suphi Özbilen’in ödülünü torunu Kürşat Emre Akbulut’a takdim ederken şu duyguları yaşadım… Cezaevlerinde çile çeken kardeşlerimiz …

Daha fazla

Rüya mı, kâbus mu?

Biz rüyası olan bir ümmetiz… Biz rüyasız yaşayamayız… İnancımıza göre güzel rüya nübüvvetten bir cüzdür… Masumiyetin yansımasıdır… Güzel insanlar güzel rüyalar görür… Rahmani rüyalarımız yoksa kâbus, kaos, karabasanlardan kurtulamayız… Ama öncelikle şeytani rüyalara kendimizi kapatmak durumundayız… Hz. Yusuf (a.s)’ın Mısır diye bir rüyası olmasaydı, Mısır’ın iktidarı kendisine nasip olur muydu? …

Daha fazla

Özgün Eğitim

Eğitim, tüm zamanların en sancılı, sıkıntılı sorunu… Tüm dinler, ideolojiler, sistemler, medeniyetler, kültürler, devletler, toplumlar “Nasıl bir eğitim?” sorusuna sürekli cevap aramak zorunda kalmışlardır… Gerçekten Allah’ın yarattığı insanı eğitme sorumluluğu kimin uhdesinde olmalıdır? İnsanoğlunu eğitme müfredatı kimin yetkisinde bulunmalıdır? Bu bağlamda vahyin gönderiliş amacı nedir? Peygamberlerin hedef kitlesi kimlerdir? Hangi …

Daha fazla

Acıların Adresi, Arakan

Yol göründü… Ötelere… Ötekilere… Ümmetin yitiklerine… Arakan mülteci kamplarına yol alıyoruz… İyilikder yönetim kurulu ile birlikte İstanbul’dan Dakka’ya uçuyoruz… Arakan aynasında kendimizle, kardeşliğimizle yüzleşmek için… Yüzyılın insanlık ayıbına tanıklık etmek için… Arakan neresidir? Nedir? Yeryüzünde yaşanabilecek tüm acıların ortak adıdır Arakan… EPSF’nin öncülüğünde Arakan mülteci kamplarındayız… Kutabalong, Leda, Noyapara, Teknaf, …

Daha fazla

Heyecanımıza Ne Oldu?

Bir içe bakış ihtiyacının zaruret arz ettiği günlerden geçiyoruz… Dış ve dışarı bizleri öylesine yordu ki, içi, içeriyi unuttuk… içtenliğimizi kaybettik… Dışa dönük atılım ve açılımlarımız artarken, iç acılarımız büyüdü… Kazanma hırsı, kaybetme korkusu insanı acımasızlaştırıyor… Gerçi dünyayı kazandık ama kendimizi kaybettik. Birçok şeye sahip olduk ama bir türlü nasipsizliğimiz …

Daha fazla

Fena fi’l Futbol

Tasavvuf terminolojisinde sıkça kullanılan ‘’fenafillah’’ kavramına sanırım yabancı değiliz. Tekrardan hatırlayacak olursak; kulun kendi şahsi irade ve arzusuna göre değil, Allah’ın irade ve isteğine göre hareket etmesidir. Kendi iradesini, Allah’ın iradesinde fani kılması, yok etmesidir. Varlığını O’nun varlığına adamasıdır… Bu tanımdan hareketle şu soruyu gündemleştirmek gerekmiyor mu? “Acaba insanoğlunun yok …

Daha fazla

Bir irtidat ki…

İlahi yasaların işleyişine baktığımızda şunu görürüz: “Hak geldi, batıl yok oldu. Batıl yok olmaya mahkumdur.” (İsra, 81) Anlaşılan o ki, Hak gelince, batıl yok oluyor; yani batılın yok olması Hakkın var olması ile mümkün… Görülüyor ki batılın ömrünü uzatan, zulmün önünü açan, Hakkın gecikmesi ve gevşemesidir… Hayat boşluk kabul etmiyor. …

Daha fazla