Home / Makaleler / Bir Siyah Bir Beyaz

Bir Siyah Bir Beyaz

Sıra dışı iki insan…

Biri siyah… Biri beyaz…

Bir erkek… Bir kadın…

Bir engelsiz… Bir engelli…

Biri motosikletli… Diğeri tekerlekli sandalyede…

Biri mühtedi… Diğeri bildiğimiz Müslüman…

Biri Afrika’da… Diğeri Avrupa’da

İki şahit… İki davetçi… İki dertli… İki dava delisi… İki adanmış… İki seferi… İki süvari… Nevi şahsına münhasır iki şahsiyet…

Her birimizin zihnini uyaracak, kalbini titretecek, ruhunu diriltecek iki nurlu sima, iki Rabbani öykü…

Modern dönemlerin iki duru ve diri davetçisinden bahsediyorum… Yalın ve yalnız ama yılmaz ve yorulmak nedir bilmez iki yüreğin yürüyüşünü paylaşmak istiyorum…

Maskesiz, makyajsız… İmaj ve prestij derdi olmayan… Safvetin ve samimiyetin simgesi olan iki isim… Bu iki isim aslında birer kişi değil adeta birer simge… Yabancılaşmaya direnen, temsil ve tebliğ gücü yüksek iki yürek…

Musa Bangura ve Gülseren Gümüş…

Doğrusu tanıştığımda bende hayret, hayranlık hareket ve heyecan uyandıran bu şahsiyetlerin daha yakından tanınması ve tanıtılması gerektiğine inandım…
Yıllardır âlim, aydın, akademisyen, entelektüel kişilerin gözlerinde aradığım ışığı bu iki kişide buldum…

Evet, nice zamandır Mekke, Medine, Bağdat, Şam, Kahire, İslamabad, İstanbul gibi merkezlerde aradığım öncü ve örnek davet önderlerine Freetown ve Diusburg’da karşılaşmak nasip oldu…

Donuk ve durağan davet dünyamıza beyaz bir sayfa açan siyah adam; Musa Bangura… Ezberleri bozan bir azim, beşer sınırlarını zorlayan bir aksiyon ile umut ve ufuk sunuyor; Gülseren Gümüş…

Daha önce ‘roman’ kardeşlerimin İslami gayretlerine şahit olduğumda şunu ilan etmiştim:

“Ben de fahri bir romanım”

Bugün de Bangura’yı tanıdıktan sonra yeni bir unvanım daha oldu;

“Ben de fahri bir zenciyim.”

Felçli bedenine rağmen istikamet üzerine sabit ve muhkem duruşu ile yoldan çıkanlara yol gösteren Gülseren Gümüş’ün unutulmasına gönlüm razı olmadı.

Müslüman kadınların aradıkları rol model olmayı hak etmiş bu kardeşimizi yeni kuşakların tanıması gerekiyordu…

Konferanslarıma konu ettiğimde bıraktığı güzel etkiyi görünce artık kayıt altına almamın, yazıya dökmemin kaçınılmaz olduğuna karar verdim… Çünkü şahit olduklarımızı yazmak, yazı ile tanıklığımızı sürdürme sorumluluğumuz var…

Yüreğimden taşan duyguları, satırlara taşıma ihtiyacı duydum…
Umarım, İslami mücadelede kendilerini merkeze alan nicelerinin, kendileri ile yüzleşme vesilesi olur…

Şunu itiraf etmeliyiz ki, bugün İslami davette kıtlık ve kısırlık yaşayan bir kuşağız… Elinizdeki bu çalışma davette bir açılım ve atılım amacına yöneliktir.

Bu çalışma bir hatırat, anı, anekdot, gezi, gözlem, öykü, kurgu, senaryo, roman, anlatı değil sadece bir ayrıntı… Ayrıntı içinde bir ışıltı… Derin mesaj ve etkin misyon içeren bir ayrıntı… Abartısız…

Rakımı yüksek bir duyarlılık, sınırları zorlayan bir dikkat, geniş ölçekli bir rikkat içeriyor…

Sanırım bir İçimlik su gibi okuyacaksınız…

Yılgınlık ve yorgunluğumuza iyi geleceğini umuyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.